25 Ağustos 2015 Salı

FİKO YAŞIYOR

    Fiko'yu öldürdüm. Şok etkisini uzun süre üzerimden atamadım. Neyse ki evde yalnız olacağım en az iki saat daha vardı. Rahatladım. Sandalyeme düşmek suretiyle oturdum. Bir çözüm bulmaya çalışıyordum; fakat serçe parmağıma doğru süzülen kan dikkatimi dağıtıyordu. Kanın parmağıma doğru akışını izlerken gözüm modemin yanıp sönen ışığına takıldı, hemen bilgisayarımı kucağıma alıp üçüncü sayfa haberlerini okumaya başladım. Şok etkisigeçiyordu. -insanlar neler neler yapmış!

    Ellerimi temizleyip odanın kapısını kilitleyip markete çıktım. Şüphe yaratmak korkusuyla çöp poşetinin yanında iki tane de bira aldım. Eve döndüğümde yorucu bir iş beni bekliyordu, yorgunluk birası olmuş olur diye düşündüm. Kimse kafasını kaldırıp bana bakmıyordu bile. Boşa korkuyordum. Katil olmuştum ve hala kimsenin umurunda bile değildim! Evdeyim. Cesedi kaldırdım. Poşet yeterince büyük. Üstüne iki poşet daha geçirdim. Arkamda iz olarak kan damlaları bırakmak istemiyorum. Bavulum da yeterince büyük. Odamın böyle temizlik görmesi için bir ölüm görmesi gerekiyormuş. Buna biraz üzüldüm. Aslında temizlemesem de odama girip görecek kimse yok ama yine de kan gönlünün içinde uyuyacak kadar çıldırmadım sanırım henüz.